öyle kalakalırsın

Öyle gece bir boş, kendi halinde,

öylece kalakalırsın.

Anlatacak seni de dinleyecek yoktur etrafında. Vardır da yoktur aslında. Boğazın düğümlenerek kendinle konuşup yazmaya  karar verirsin. O senin için bir borç gibidir. Yazmak öde öde bitmeyen borcundur. Yazıp hafifleme senin ruhuna üfledikleri bir şeymiş  gibi yazmadan uyuyamazsın. Anlatsan uyursun da anlatamazsan yatamazsın. İçindeki bu ne ise, seni rahat bırakmaz. Sökülmeni ister. Dökülmeni ister. Ne var ne yoksa dökülmeni. Anlatamazsan ağlarsın, anlatamazsan yazarsın.

İşte şimdi  bir gecede, yorgun, yaklaşık otuz saattir uykusuz bu satırları kaleme almamın asıl sebebi budur. Yine öyle güzel bir gece ki. Ne anlatacağımı bilmeden oturduğum klavyede, öylece bir gece iken. Satırlara sığmayan bir gece olmuştur.

Etrafa bakarsak, sanki günlerdir benim gelip su vermemi bekleyen begonyalar mutludur balkonda. Ev artık sessiz ve ışıksız değil ezgili ve neşelidir .Mavi boyalı bir mumun yandığı gibi bir gecedir , bu yaza özgü olan ömrüyle, masamda bir mor papatyadır. Bu gece bir kadeh şarap ve ardından saksıdaki fesleğen kokusudur. Ve bu gece, soğuklarını hissettirdiği yazla sonbahar arası bir ağustos gecesidir. Ve durmaksızın klavyenin başına geçenlerin gecesidir. Bu gece sorgulama gecesidir.  Lambasını,rengini, benliğini, ne olduğunu , ne olacağını sorguladığın gecedir.

Aya kadeh kaldırmak böyle bir geceye mensuptur. Öyle şarkılar eşliğinde, bütün şarkıları ezbere bilip eşlik etmeyenlerin gecelerinden biridir. Yaz sonrası az bir serin akşamları özleyenlerin gecesi ve bu gece sorgulayanların gecesidir.

Belki seni anlamayanlarla buluştuğun ve anlamayanlara boşuna sarf ederken kelimeleri, anlatmaman gerekenler yüzünden anlayabildiğin bir gece, belki başta yerde gündüzdür.  Ancak senin yaşadıkların sana gece ya da gündüz olarak gelebilir. Sen iyiysen ışık, kötüysen karanlıktır. Nefret edersin o çok sevdiğin gecelerden zamanla. Çünkü gece karanlıktır. Karanlıkta iyi değildir..

Böyle bir gecee sevdiğin şarkılar ve şiirler sana eşlik ederlerken,kimse sana eşlik edemez. O yüzdendir ki sevdiklerinden daha çoktur senin şarkı ve şiirlerin. Çünkü sen anlatsan da asla anlatamadığın içinde olan bitenler vardır. Sen denersin de anlatmayı, o kelimeler yetmez, o seni anlamaz. O da seni anlamaz , sende böyle  klavyeyle bir gece yine başbaşa kalırsın. Bazende bıkarlar anlattıklarından. Çoğu zaman ses çıkarmazlarda sen anlattığına pişman olursun. Bahçende begonya, fesleğeen, papatya öylece gökyüzüne bakakalırsın. Anlatmak istediklerin çok, gücün az , sabrın sıfır öylece gökyüzüne bakakalırsın.

Bu gece seni teselli edecek şeyler bir arkadaş yada bir sevgili değildir. Anne babayı da bu yüzden aramazsın. Bir kadeh içkinle, fesleğeninle, begonyanla, 1 haftadır biber vermeyen biber ağacınla, kırmızı yapraklı adını bilmediğin bitkinle, başbaşa beklerken, o kapkaranlık gecede kendini çözümlemeye çalışırsın. Bir çözüm olmadığını bile bile sorgular, cevaplayamaz ve otuz küsürlerinde öylece kalakalırsın.

Önce şarkları sonra sessizliği dinler, eşlikte etmezsin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *