Bali, Endonezya

Bali Seyahat Notları

Phukete gitmeden önce ne kadar kaygı yaşadıysam, bu kez daha fazlasını Baliye gitmeden yaşadım. İklimin Bali de değişiyor olması yağmur olasılığının her gün en az yüzde 50 olması, yapılacak çok şey ve kısıtlı zaman olması, Allahım bunların hepsini nasıl yetiştireceğiz diye hayıflanmalarım, aktarmalaı uçuşa ya binemezsek, ya bu tatil güzel geçmezse.. bir sürü endişe ile başladım. Fakat müjde! Her şey olabildiğince güzel geçti. Ne yağmur bizi üzdü, ne zaman kısıtlı geldi, ne de uçakta bir problem. Bali ye her tatile giden gibi, biz de bir daha döneceğimize söz vererek ayrıldık!

Şimdi tatile gitmeye karar verenlere bir yol haritası çizme zamanı.

Cennette geçireceğiniz günlere hoş geldiniz!

Hadi başlayalım o zaman.

Öncelikle iklim

Bali ye gidebileceğiniz en uygun  aylar Mayıs- Ekim. Mayıs ve Ekim de bu aylara dahil. Bali de iklim ikiye ayrılıyor. Kuru ve yağışlı olmak üzere. 6 ay yağışlı ıslak mevsim, 6 ay kuru ve sıcacık hatta yoğun nemli bir mevsim. Giderken göz önünde bulundurunuz. Biz 3 Kasım da Bali deydik. Gitmeden önce kontrol ettiğimiz tüm hava tahminleri yağmurlu gösteriyordu. Bir de hani öyle böyle bir yağmur değil bu. Bardaktan boşanırcasına. Evet biz riskli dönemde gittik. Şansımıza sadece ilk gün ve son gün yağmur yağdı. Hatta ilk gün yağan yağmur çiseleme şeklindeydi, herkes yaşamına sahilde, yolda cafede barda devam ediyordu. Ama son gece artık sezonun bize tamamen bittiğini göstermiş oldu. Kendi kendimize artık gitme vakti dedik. O yüzden benim tavsiyem maksimum Ekimin sonu tatiliniz bitecek şekilde ayarlayın ki, her zaman şanslı olamayabiliriz. Aynı şekilde Nisan da riskli bir ay. Mayıs ın başlaması ile de tatilinizi planlayabilirsiniz.

Uçak

Bali ye gitmek için bir sürü seçenek var. Hangisi daha kısa ve daha ucuzsa onu tercih etmenizi önerebilirim. Biz ne yaptık? Istanbul Atatürk Havalimanı ndan Jakartaya (Türk Hava Yolları,) Jakartadan Bali ye (Guardian Airlines) gittik. İstanbul dan Jakartaya yaklaşık 11 saatte, Jakartadan Bali ye 1 saat 30 dakikalık bir uçuşla ulaştık. Dönerkende Bali-Kuala Lumpur Malezya (Malezya Havayolları 3 saat),  Kuala Lumpur- İstanbul Atatürk havalimanı (Türk Hava Yolları 10 saat 40 dakika)  olarak uçuşumuzu gerçekleştirdik.

Diğer seçenekler ise şöyle, İstanbuldan Singapur, İstanbuldan Malezya Kuala Lumpur. Birde Qatar havayollarının İstanbul Sabiha gökçen den Doha, Doha – Bali olacak şekilde bir seferi var. Eğer kampanya olursa o da mantıklı bir seçenek. Ama ben ilk önce uzun uçup sonra aktarma yapmayı daha uygun buluyorum. Burada artık olay bütçeye uygun olması. Tercih size kalmış.

Google dan çok araştırma yapmak istemeyenler için havalimanı kodları şu şekilde.

Jakarta: CGK

Bali: DPS

Kuala Lumpur : KUL

Doha : DOH

Singapur : SIN

Hadi devam edelim.

Süre

Ben size on gece kalmanızı önerebilirim. Biz 9 gece kaldık. Yeterliydi. Ama on olsun on beş olsun hepsi olur. En az 9 gün diyelim.

IMG_3215
IMG_4823

Otel

En zor aşama otel. Saatlerce araştırdık. Bu saatlerce abartı değil. Gerçekten saatlerce. Beynimiz sulandı. Hatta bir ara kavga edecek duruma geldik. Sinirlerimiz gerildi.. binlerce otelden on tercihe düşürdük, sonra seçim yapmak iyice zorlaştı. Bizim aşamalarımızı neyse geçeyim, tatlı anılar değildi. Her adım başı otel olunca maalesef bu şekilde oluyor işler. Tavsiyem ise şöyle. 7 gece kuta, Seminyak civarı kalın(ikiside olur), 2 gece Ubud da kalın. Otel aratırken Kuta ve Seminyak bölgesi, son iki gece de ubud olarak aratın. Kuta ve seminyakta kalacağınız otel için en büyük filtre şehir merkezine sıfır olsun. Ubud da olay biraz farklı. Anlatıcam. Yorumlarda şehir merkezi ve temiz yorumlarını okuyorsanız, Seminyak ve Kuta da en uygun fiyatlı oteli tercih edebilirsiniz. Temiz ve merkez. Bu ikisi anahtar kelime. Ubud ise biraz daha dinlenme ve keyfine bakma oteli olacağı için kendinize uygun özel havuzlu bir villa tercih edebilirsiniz. Özellikle Seminyak ve Kutada geçireceğiniz  zamanlar sonrası dinlenmeye ihtiyacınız olacak. Ubud maksimum 3 gün. Biz ne yaptık?

7 gece Seminyak ta Casa Artista diye bir otelde kaldık. Yaklaşık 1200 TL ödedik. Ama tavsiye etmem. İyi yönleri şu şekilde. Mükemmel bir verandası, dekorasyonu var. Kendi balkonunuzda kahvaltı yapıp, gece dönünce verandada oturmak çok keyifli. 3 çeşit kahvaltıları var, birisini tercih ediyorsunuz balkonunuza servis ediyorlar. Bu yönden keyifli bir oteldi. Fakat, biz konumunu beğenmedik. Temizlik fena değildi, ama iyiydi de diyemeyeceğim. Evet maalesef Bali de çok temizlik aramamak lazım. Sıkıntı şu ki 600TL ye de bir hafta kalabilceğiniz yer bulabilecekken, iki katını verince beklentiniz artıyor. Çok beklenti içinde gitmemek lazım. Bu oteli ben biraz daha bed and breakfast olarak gördüm. Bu şekilde tanımlasalar daha iyi olur. Çünkü buranın yeterli yaşam alanı yok odanız ve balkonunuz hariç. Çok tküçük bir yerdi. Bir de dediğim gibi, bizim için çok sorun olmadı konumu belki, çünkü motorsiklet kiraladk, ama motosiklet kiralayabilecek durumunuz yoksa konumu problem oluşturabilir.

2 gece Ubud Buana Tirta Villa da kaldık. Her şey çok güzeldi, konumu hariç.

Kenidinize ait havuzunuz, mutfağınız, bahçeniz, açık alan duşunuz, duşta minyatür balık havuzunuz, temizliği.. gerçekten tavsiye edebileceğim bir yer. Geceliğine 100 dolar ödedi, biraz keyif zamanı ama değil mi. Kahvaltısı da güzeldi. Burası nada otel denemez. İki yatak odalı ( birbirinden bağımsız), bir havuzlu bir mutfak öyle bir yer. Eğer booking.com dan kontrol ederseniz, özel havuzlu olarak villayı rezerve edecekseniz, sah,ipleri diğer evi kiraya vermiyor. Yani aslına bakarsanız siz onlardan villayı kiralamış oluyorsunuz. Kalabalık gidecekseniz özel havuzlu olarak değil, genel havuz olarak kiralıyorlar. Kalabalık dediğim de iki yatak odasına sığabilecek çiftlerden bahsediyorum.  Bu şekilde çalışıyorlar,. Konumu evet ubud merkeze uzak. Sahipleri, buna bir yol geliştirmişler. İnanamadım zaten ben duıyunca. Siz villaya check in yapınca size bir telefon emanet ediyorlar, o teşlefondan gece 12 ye kadar sizi alıp merkeze bırakmasını yada merkezden alıp villaya bırakmasını rica edebiliyorsunuz. Kendilerince bir çözüm ve gayet mantıklı. Biz ubudda kaldığımız sürede motosiklet kiralamadık, bu villa sahipleri bizi aldı ve bıraktı. Başarılı.

Bir de villaya bir cibinlikli yatak koymuşlar, etrafınız her yer ağaçlar, sabah uyandığınızda Allahım hayat bu, cennette uyandım diyebiliyorsunuz kendi kendinize. Temiz ve mantıklı. Tavsiye ederim.ama bununla birlikte binlerce seçenek arasında daha iyisini de bulabilirsiniz. Galiba bu konuda çok konuştum. Şimdi susup diğer aşamaya geçiyorum.

Transfer

Biz buradan gitmeden çnce ayarlamadık, sanılanın aksine. Bali ye indiğimiz de ordan sizi çeviren herhangi biriyle pazarlık yapabilirsiniz. Biz Bali Havalimanı-Seminyak arası 400k Rupiden pazarlığıa başlayıp 150k Rupi ye anlaştık. (Bkz: 35k rupi=10 TL, Kasım 2017) ubudtan ise maalesef, 300k bali havalimanı transfer ücreti ödedik. Belki bir 50-100k rupi kadar fazla ödedik ama Bali de zaten bu nunla sürekli karşılaşacaksınız.  5 kat fiyat söyleyip sonra düşecekler, ama niyeyse Ubudda ağızları birlik olmuş, 300k rupiden aşağısını bulamadık o yüzden otelden yaptık transferimizi. Fiyatları göz önünde bulundurup, otel rezerve ederken belki daha uygun fiyata anlaşabilirsiniz.

 

Ulaşım

Bali de toplu ulaşım yok gibi bir şey. Pek göremedik biz. Bluebird taksi mavi bu taksiler, taksimetre açıyorlar, bizim motorsiklet kullandığımız için hiç ihtiyacımız olmadı. Über kullanabilirsiniz, ama  bazı yerlerde über giremez diye tabelalar gördük, grab diye bir uygulama varmış, yine bir fikrim yok. Eğer sokaktan taksi ayarlayacaksanız söylediğinin kesinlikle 5 kat eksiğini söyleyin, pazarlık edin. Bali demek pazarlık demek.

Birde çok komik motosiklet taksiler var. Biz yine kullanmadık ama bence özellikle tekseniz, mantıklı.  Çiftler içinde mantıklı olabilir, çünkü daracık yollar arabalar için hiç mi hiç uygun değil bence. Belki bisiklet kiralayabilirsiniz, bu da bir seçenek. Otobüs m,iinibüs yok işte, sıkı pazarşıkla özel taksi kullanmak en iyisi. Yada bir A2 ehliyeti. Hoş onlar ehliyet sormadan kiralıyorlarda, ne olur olmaz, polis çevirir, sanmıyorum da neyse, hiç değilse motosiklet kullanmayı bilin. Biz 6 günlüğüne 410k rupi ödedik motosiklet için. Fazlasını vermeyin. Eğer motosiklet kiralarsanız da, 1 litre benzin benzin istasyonunda 7-10k arası değişiyor, yolarda şişe ile satanklarada 13k dan fazla vermeyin. Bir motosiklet deposu 4 litreyle hemen hemen doluyor.  Biz ilk gün 15k dan aldık. Maalesef yeni olmanın verdiği acemilik ama çok da büyütülecek bir meblağ değil.  Buna göre ayarlayabilirsiniz, benzin alırken de pazarlık edinJ

Öncelikle rafting

Daha önce phukette, galiba 3-5 km civarı bir rafting deneyimimiz olmuştu. Çok keyif almıştık. Bu kez daha uzun parkur, daha uzun süre (3 saat). Bir de burada 4 metreden atlayış var ki, sormayın. Atlayış sonrasıZafer in bacağı benimkine öyle bir çarptıki onu dövemk istedim. Canım çok acıdı. Aman dikkatli olun, takla atanı görünce sevgilime haksızlık yaptığımı gördümJ olabiliyor. Rehberinizin söylediklerini harfiyen uygulayın. Zaten çok tehlikeli değil ama insan işte, riski görünce biraz tırsıyor ne yapalım.

Biz turu oraya gittiğimizde ayarladık. İlk gün raftingle başladık. İki tip rafting var biri kısa ve daha az eğlencesiz. Bizim phukette yaptığımız g,ini, kısa. Bir deiğeri de bu 3 saat süren rafting. Bu rafting 19 km için öğle yemeği dahil 46 dolar ödedik (600k civarı bir şeydi) . bu bahsettiğim ücret 2 kişilik. Buna göre pazarlık yapın. Öğle yemeğinden bir şey beklemeyin, eğer çok titizseniz yanınızda sandviç götürün. Biz yedik noodle, pirinç sebze bir şeyler vardı. Ben çok yemedim, ama karnım doydu. Dediğim gibi çok temizlik aramamak gerekiyor Bali de. Sabah 8 gibi otelden alınıyorsunuz, aldığınız tur şirketi size otelden alınış-rafting-rafting malzemeleri- öğle yemeği ve otele geri dönüş hizmeti sağlıyor. Aldığınız tur şirketinde bence dikkat etmeniz gereken şey güven. Bizim ilk konuştuğumuz tur satan adam, at hırsızına benziyordu. 50 dolar gibi bir rakam vermişti ama bize 20 dolar dese de bir düşünürdük. Tamam 20 dese kabul ederdik de, yine de düşünürdük. O yüzden içinize sinen biriyle anlaşma yapın, beş on dolar fazla olsun. Zaten Bali de kafamız rahat olsun diye bir 100 dolar fazladan harcamışızdır.

Sörf dersi

Bunun için en uygun yer Kuta sahilleri. Biz bize yakın yer olan Seminyak ta denedik ilk gün. Hemen fiyata geleyim. İki kişi Seminyakta 400k ya anlaştık. Kapıyı 600k dan açıyorlar, konuş muhabbet pazarlık falan derken 400k indirdik. Sıcaktan gözlerini açmakta zorluk çeken, sörf hocası diyecem de diyemiyorum, sörf bilen biri diyeyim ve geçiştireyim, bize ilk başta özellikle bana çok güven verici gelmedi. Ama zaman kaybetmek istemediğimiz için tamam dedik. Ders başladı. Mecbur hoca diye bahsedeceğim bundan sonra, şimdi Allah var çok uğraştı, özellikle benimle. Öğretti mi evet öğretti. Bir de çok komikti. Kramp girmesine karşın bize bir 5 dk sahilde koşu ve açma germe egzersizi yaptırdı. J sonrası dalgalar. Zaferin performansına bakınca benden çok iyiydi. Başka bir gerçek daha var ama, ben çok korktum. Çünkü daha denize girmeden önce verdiği teorik derste board tahtasının bizi doğru tutmazsak öldürebileceğini söyledi. Zaten ben ondan sonra koptum. Dersin ilk yarısında beni öldürecek bir şeye karşı mücadele ettim. 1 saatlik pratik dersinbde zafer 30 denemişse ben 15 ancak denemişimdir. Çünkü dalga geldiğinde hocanın up deyişine duymayıp çoğu kez boardun üstünde deyim yerindeyse, sefam olsun diye karaya vardım. Evet bu esnada çok güzel. Ama sonrası… Allahım.. o boardu çekilmiş sudan dalgaya kadar taşımam her seferinde on on beş dakika gibi geldi. Eğer bir gün biri bana sorarsa, sörf yapabiliyor musun diye, tek cevabım, kendimi öldürtmeden tahtayı dalgalara karşı taşıyabiliyor olmam olucak.en iyi board taşıyıcı benim.  J şimdi hak yemeyelim. Ve gelelim sadete. Hocamız, bize dersin sonunda tahtanın üstünde ayakta olabileceğimizi garanti etti. O zamana kadar devam edicem dedi. Ve etti de. Ama öyle bir an var dı ki. Dönünce mutlaka yazacağım dediğim.

Sörf bana başka bir şeyler gösterdi.

Dersin ilk yarım saati ben h,iç tahtanın üstüne çıkmayı denemdim. Çünkü o beni öldüğrecek bir şeydi! Kendimi savundum. Savunurken, artık nasıl ağlamaklı gözüküyorsam, Zafer sürekli tatlım iyi misin demekten kensini alamadı. Bir diğer şey ise onun gözlemlediği, ben hayatta kalma savaşı veriyordum! Evet ama gerçekten öyleydi. Bir yanda tuzdan mahvolmuş genzim, bir yanda board a tırmanmaktan yıpranmış dizlerim, göbeğim, kollarım. (bir iki güne yaralarım kabuk tuttu, söylemeden edemeyeceğim, canım çok yandı), bir yandan da tuzdan mahvolmuş gözlerim. Yeterince kendimi acındırdım sanırım! Ben survior daydım! Çünküsünü yazmama gerek yok sanırım. Ve o ilk yarım sattin üzerine, vazgeçtim. Kendi kendime herkes her şey iin uygun değilmiş ve sen yapamıyorsun dedim. Kendime son dedim. Bir kez daha kumsaldan boardummu yanıma alıp deniycem ve olmuyorsa bırakıcam dedim. Çok canım acıyordu. Tuz.. allahım nasıl bir tuz. Nefes almaktada çogu kez zorlandım. So  bir kez denem için devam ettim, gittim. Yazık hoca da umudunu yitirecek, zçocuğu da o psikolojiye sokmakta üstüme yoktur. Hemen etkilerim çevremi. Ve o an. Son denemem.. bırakmak üzere olduğum an. Şuy an işte bana kelimeler anlamsız gelicek anlatmakta. O bırakacağım an, benim i,çin kırılış noktasıydı.  Kerndimce son denemem de gözler yaşlı, dizler yara, kollar yara,geniz tuz içinde, hiç ümit yok yani, işte o an başardım. Dalga gelince klalktım, süper harika değil di belki ama ben vazgeçecğim noktada başardım ve bu beni başka yerlere götürdü. Asla vazgeçme! Ne olursa olsun vazgeçme! Deam et! Çok sevdiğim bir şiiri aklıma getirdi! Carry on my soldier, carry on! GülmeyinJ wallahi de billahi de hissettiğim şey o idi. Ben kendimi aştım. Bir kez daha gördüm ki, vazgeçeceğin zaman senin için kırılma noktası. O an vazgeçersen kaybeden, devam edersen kazanan olucaksın! Devam ettim.hayyatta da öyle ya, tam vazgeçtiğin an, en güzel şeyler seni bulur! Bunu bana bir kez daha gösterdiği için sörf dersi belki Bali de benim için en büyük adım dı. Sonrası mı? Düşlüp düşlüp tekrar boardun üstünde kalkmaya çalışma. Bir kere yaptıysan yine yaparsın..

O yüzden Bali de en çok tavsiye edeceğim şey, sörf. Deneyin ve zorlayın. Zafer benden daha başarılıydı, çünkü o daha çok denedi J mesela kim daha iyi tahta taşır, tabii ki benn..

Neyse, Bali nin verdiği o spirütüellikten uzaklaşacak olursak, siz surf yaparken ya da yapmaya çaluıştığınız noktada fotoğraf çeken insanlar var. Siz d,inlenmeye geldiğinde, size satış için geliyorlar. Galiba 300k dan kapıyı açtı, 150 teklif ettik, kabul etmedi.ç sonra gitti. Sonra bizde bin pişmanlık. Etrafa (etraf dediğim sörfcüler, yemekçiler falan) haber saldık, ve onun dediği 200 k anlaşarak fotoğraflarımızı aldık. Direk mail atıyor. Mail geldi mi d,iye sizinle internet paylaşıyor, çok tatlı. Sonra parasını alıp, diğer sörfçülere yelken açıyor. İyiki almışız! Şu anki aklımla 500k dese de alırdım. O yüzden çokta pazarlık yapmayın. Hayatta her şey tecrübe değil mi zaten!

Daha başka duygusal anlatabilecek bir sörf dersi varsa yarışabilirim,

Uzun lafı kısası deneyin ve sınırlarınızı aşın!

SAFARİ

Burası bir nasıl desem ki. Bir orman. Doğal yaşam ormanı ve parklaştırılmış.yapılmalı mı? Evet kesinlikle bence yapılmalı. Hem öğretici hem de inanılması güç. Yine aldığınız tur sizi otelden alıyor, parka ulaştırıyori park ücreti dahil, birde geri dönüş sağlıyor. Biz yemeksiz olanı tercih ettik, sandviçlerimiz yanımızda gittik.zaten bende bir gece önceden unuttuğumuz clup günlerimizden sonra az hangover olduğum için, açlık hissetmedim. 2 kişi için 90 dolar ödedik, yemek hariç. Sadece içinde bir öğlençayı vardı, onu da içmeye gitmedik. Otelden alındık, parka gittik. jurassic park gibi bir yer. Hatta o gün müydü acabai jumanji filmi aklımıza geldi, ikimizde yaklaşık 20 sene önce izlemişiz ama onu anımsattı. Burası bir hayvanat bahçesi. Ama en iyi koşullarda. Evet kaplan gösterisi kuş papğan gösteisi, fil gösterisi barong dans gösteri var. Yine de hayvanların mutlu olduğunu gördük. Bir araca binip safari yapıp, aslanlara 1 metre uzaklıkta, yaşamları hakkında bilgi edindik. 20 saat uyuyormuş mesela aslanlar, kaplanlar ise haftaDA bir yemek yiyor ve 16 saat uyuyormuş günde. Şanslıydık, onları uyanmış görebildil. Biraz tedirgin oluyrosunuz ister istemez ama korkulacak bir şey yok. Tur rehberinin verdiği bilgiye göre arada elektrikli teller varmış ve geçmelerini engelliyormuş. Hatta ben çok şaşırdım, ceylanları görüyorsunuz, bir 50 metre sonra vahşi hayvan görüyorsunuz, bunları bunları nasıl yemez diye. Muhtemelen işte bu düşük voltlu elektrik tellerinden, öğrenilmiş çaresizliğe yakalanmış hayvanlar. Çünkü bali de diğer bir aktivite aslanlarla Kahvaltı, orangutanla kahvaltı,vb. bizim tur aracında biri şey sordu, aslan mı galip gelir kaplan mkı diye. Tur rehberimiz çok tatlı bir kızdı, bilemiyorum, biri asyadan biri afrikadan olduğu için bunu bilmek zor idye yanıtladı. Artık cahillşimizden bizde bilmiyordulk birinin asya birinin afrikadan olduğunu. Dahası fillerin günde 3 ton dışkı yaptığını, bunlarlada kağıt ürettikleri hakkında hiçbir bilgimiz yoktu. Dediğim gibi hem hayret verici hem öğretici bir turdu. Orda size bir harita bir de program veriyorlar. Şu satte burada bu olacak diye,onu takip ediyorsunuz.  Biz bir tek barong dance thetare vardı, inanılmaz bir şey yine ama daha önce o tarz şovlar izlediğimiz için ve benim başım çok ağrıdığı için 45 dakika katlanabildik ve çıktık. Çıkılabilecek bir yer değil bu arada, eğer öyle şov merakınız yoksa burayı es geçebilirsiniz. Çünkü biz hala uzun bir süre barong dans müziği duymak istemiyoruz. Çünkü her yerdeler. Hatta çevre gezilerimizin bir gününde şoförümüz bizi barong dansına götürdü gitmek istemedik. Hem yarım saat sonra başalayacaktıi hem de şov bir saat sürecekti, biz ister istemez bir çok kez izlediğimiz için bize zaman kaybı gibi geldi. Tabi tercih meselesi, izlemdiyseniz, izleyin. Safari de irde byle river park safari var, bir bota biniyorsunuz 5 dk sürüyor, ama keyifli bir yolculuk, siz botta ilerlerken etrafta timsah değişik kuşlar, adını bilmediğim bir sürü hayvan var. Oraya gittiyseniz yapın. Birde sonsuzluk havuzu, bali de olmazsa olmazlardan birisi. Minyatür bir aqua parkta var, hem orda vakit geçirip hemde fotoğraf çekinebilirsiniz. Hoş havuzda ayağıma takılan şeyin yengeç olduğunu fark edince içim ürperdi, ama so rasında alıştık, sonrasında doğal yaşam ormanındayız dimi!

 

Kahve yapımı

Herhangi bir tur aldığınızda içinde mutlaka Luwak kahve tadımı oluyor. Dünyanın en pahalı kahvesini tatmak insan istiyor elbet. Bizin rafting turun giderken yolda bu tarz coffee plentation yapan bir yerde durduk bilerek yaptığımız bir şey değildi ama galiba şoförler bundan para kazanıyor o yüzden hepsi oralarda durmak istiyor. Neyse durduk. Orda kakao, vanilya lemon grass , gingseng ağaçları ve fidelerin, tohumlarını gördük. Yemyeşil. Her zaten yemyeşilde. Bu sanki orda ormanda kaybolduğun hissini veriyor, orda kaybolmak istetiyor insana. Ne nileyim, belki biz ülkemizde artık çok çorak kaldık ondan, bilmiyorum.o yemyeşil hal var ya, insanı kendiyle yüzleştiren bir şeydi.

Bir tane tür kedicik var, gri. Misk kedisi. Sahipleri onu sadece bu kahvenin çekirdekleri ile besliyor. Dışkısında da sindiremediği için bu kahvenin çejirdekleri çıkıyor. Bu dışkıyı alıyorlar. Yıkıyorlar sıcak suyla, kaynatıyorlar, kavuruyorlar.  Çekirdeüğin kabuklarını soyuyorlar, kahveyi elde ediyorlar. Kıyamam ben o kediciğe. Özellikle bizim gittiğimiz yerde, tek bir kedicik vardı, yorgun gibi gözüküyordu, anlamsız bir bakışı vardı. Kıyamam ben ona ya. Hiç te kediden haz almam ama bu değişikti. Neyse, turistik bir amaç güden bu seyrü seferde size 8 değişik çay ve kahve içeren bir tepsi getiriyorlar,  ücretsiz birr tanıtım bu. Eğer luwak kahvesini tatmak istiyorsanızyanlış hatırlamıyorsam 50k gibi bir ücret ödedik, 1 kişi için. Biz ikimiz bir kahvey paylaştık öyle yapabilirisiniz. Burası için çok fazla bir şey söylemek istemiyorum, ne olursa olsun bir canlıyı ortamından koparıp başka bir yerde özellikle kafeste yaşatmak bana normsal geşlemiyor. İçtim evet doğru da değil ama insani duygularım  orda çalışan birkaç kadın için sadece.

ŞELALE

Biz gidemedik, eğer daha uzun üsre için giderseniz,z k,ben 9 günlük program anlatıyorum ya, biz sığdıramadık. Git git şelalesine lütfen gidin. Bütün şelalere git git şelalesi deiklerini duydum, en büyük şelale olduğu hakkında lütfen uyarın.

TREKKİNG

Biz ubudda kaldığımız geceye planladık. Gündüz tapınak ve pirinç tarlaları gezisi yapmıştık, saat 16:00 gbi oteldeydik sonra yemek yedik biraz ubudda gezindik, villaya gelene kadar saat 10pm oldu. Anca yerleş d,iş fırçala şu bu  derken saat 11 oldu. Bu trekking gecesi ,çin eğer seminyak-kuta bölgesinde kalıyorsanız gece 01.00 am de alıyorlar,. Şanslı olmak demek o sürede ubuddta kalıyor olmak demek. Saati01.30 am kurmuştuk, iki saat falan ancak uyuduk. Alarm çaldı, gecenin  kaçı ya. Nasıl bir akıl bu satte uyanıp 1780 metre yükseklikte bir volknik dağa tırmanmak ister, bir de aktif yani. Birde bu dağın zirvesine ulaşmak için döne döne 4 km yol gidiyorsun, dönüşten bahsetmek bile istemiyorum. Neyse 01.45 biz hazırlandık uyanıp, ama ben yaşamaktan nefret edip, sürekli inşallah bizim kaldığımız yeri bulamazlar diye dua ediyordum ve spor ayakkabılarımla  yatağa girdim. Ben uyumaya devam ettim, on dakika on dakikadır. uzandım. Zafer desen benden hallice. En sonunda itiraf etti, inşlallah gelmezler diye. Gülüştük. Ben biraz daha uyudum bu biraz yaklaşık 7-8 dakikaydı. Sonra kaçınılmaz son,  bizi almaya geldiler. Tırmanmak için buluşulan noktaya gitmek üzere, araca bindik. Karanlık, tüm yollar geliş gidiş olmasına rağmen tek şerit, etrafımız yağmur ormanı, göz gözü asla görmez. Bir de tur şoförü bizim oteli bulmak için vakit kaybettiği için, en geç 03.00 am orda olmamız gerektiği için, maşallah gazdan hiç gazdan ayağını çekmiyor, öylesine korkulu bir yolda yapılabilcek en güzel şey uyumaktı. Bizde uyudukJ insan uyandığında şükreder mi evet eder! Oradaydık! Zirve soğuk olacağı için buluşma noktasında mont kiralamak isteyen ablalar vardı. Eğer giderseniz içiniz tshirt üzerine sweatshirt mutlaka spor ayakkabı, birde bizim yağmurluğumuz vardı. O da olabilir, Türkiye den gelirken giydiğiniz mont da olur.ben sırt çantasına kot montumu da teptim, zafer ne kadar inanmsa da bence rüzgarı keiyor. J yaklaşık 1 saat 45 dakikalık bir tırmanış sonrası, zirvedesiniz. Zaferin dediği gibi o coğrafya derslerinde anlatılan, halli hazir aktif volkanik dağ. En son püskürtmesini 2000 yılında olmuş, ara ara volkanik depremler hala oluyormuş, çevre köyler bu yüzden boşaltılmış. Tırmanırken parlak kırmızı taş ve kaya kırıntıları görüyorsunuz, ki bunlar zamanında alev alev yanmış şimdi sönmüş lav parçaları. Halan sönmemiş de diyebiliriz. Çünkü halen devam eden sıcak bir buhar var dağdan, hatta zirvede bu buharda yumurta kaynatıyorlar, gerçekten sıcak. Ben o buharın kaynağına inmedim, zafere de inme dedim ama indi.elini uzatamıyorsun dedi, bende videosunu çektim. Benim zaten gecenin 2 sinde uyanmam, bu nazlı tipin önce raftingte sonra sörfte hayatta kalma yarışı, şimdi ise o tırmanma tamamen gerçek ötesiydi. Zirve evet çok güzel manzara evet harika, zafer kazanmış hissini insan uyandırıyor, evereste çıkmış bir hal alıyor insan, o başarmışlık çöküyor. Sonra fotoğraflar manzara falan. Ama ya iniş. Buraya gelicem. Tırmanışı anlatıcam önce. Tırmanırken, bacakların sızlaması normal. Allahım burada ne işim var hissi. Daha 1 buçuk saat var hali. Saate bakmamayı öneririm.  Karanlık ya hemen 1 metre yakının uçurum olmadığını görmediğin için, malum sabah 4, öyle Allah ne verdiyse devam ediyorsun. Hele bizim ekip çok komikti. Bir tane Kanadalı tek başına gelmiş kadın 50 yaşında vardır ama sportif, bir çift bu çift Polonyalı kadın şişman olmayacak kiloda, ama eşi, bira göbeği böyle baba göbeği gibi. Zaten bizi almaya geldiklerinde onlar yaparsa oooooo biz kesin yaparız dedik. Şimdi arada molalar veriyoruz, bütün ekipler ara atra mola veriyor. Allahtan bizim molalar bu amca yüzünden daha uzun. Önce onu bekliyoruz, sonra mola başlıyor. J ama ben uzun mola verme taraftarı değildim yol boyunca. Çünkü tırmanırken ter içinde kalıyorsun sonra soyunup tshirtle kalıyorsun,sıcak hisseiyorsun ama 15 derecede terin buz gibi üstünde, öyle kuruyor, sonra yine aynısı, tırmanırken terle, sonra durunca üşü, tabi ben hemen bunu farkedipo her durduğumuzda ne akadar sıcak hissetsemde üzerimi giydim. Tırmanıp ısıyı hissedince tshirtle kaldım. Dikkat edin hasta olmak için en uygun yer. 5 kişilk ekip bir de rehber 6 kişiye 4 el fenerimiz vardı harika dimi. Böyle ilerliyorum ama sürekli zafer e bir şey olmadı diye arada bir okey alıyorum. Bakmayın böyle şeyler yaptığıma, öyle çok uygun değil yapım bunlar için. Sadece zorluyorum.!tama tırmanış karanlıktı zordu ama karanşlık olması iyiymiş, inerken hiçbir hedef yok birincisi, bir de gözüyle insan uçurumu görüyor ve ivme kazanıyor, hızını kesemiyor, yol kaygan. Aman allahım tırmanıştan zorolabilir mi? Evet bence daha zordu. Herkesin kendine göre bir zorluğu var bence. Az önce bahsettiğim çft varya zıplaya zıplaya indi, bense onarlın çıkarken aldığı sopadan aldım. Rehberimizin elini defalarca tutmak zorunda kaldım, halbuki ben tırmanışta en önde giden rehber adayıydım! Sabah 2 de başlayan yolculuğumuz sabah 7ye doğru sona erdi, meğer kahvaltıda varmış. Biz hiç istemesekte o kahvaltıya tura dahil olduğumuz için gitmek zorundaydık. Gittik. Manzara muazzam dı. Hiçbir şey yemesen bile o tırmandığın dağı görüyorsun ya yüksekliğini, uzaklığını sırf o yüzden çok ama çok güzeldi!

Biz o gün yağmur yağacak diye korktuk, gitmesek mi dedik, o saatte kim uyancak dedik, ufh yansın paramız dedik, ,nşallah bizi bulamazlar dedik .. dedikte dedij yani. Ama biliyor musunuz! Hayta bazı iyikiler vardır ya, bu onlardan. Belki hayta bunun gibi bir tecrübe yaşayamayabilirz. Hep iy,kilerimde bu sabah *02 de kalkıp o dağa çıkmak olucak!

Tapınak ve pirinç tarlaları

En meşhur olan Tanah Lot tapınağı. Kcaman bir park, denize nazır bir tapınak. Bize bir saat yetmedi, orda, uzattık. Buranın büyük bir alana yayılmış parklarla çevrili olduğunu gezmekten yorulunca dinlenmek ve içinde alışveriş mağazaları (dükkanlar, şimdi bzimkiler alışveriş merkezi sanmasın lol) var. Giriş için ufak bir ücret ödüyrosunuz. Tapınak denize sıfır, hatta oraya ulaşırken yerden küçük deliklerden sular fışkırıyoe ben ismini doğal fıskiye koydum, dalgalar o ortam mutlaka gidilip görülmesi görüken yerlerden. Orda bir de koy var, orda sörf yapan gençleri de gördük takdir ettik.Burası kelimeyle anlatılamayacak sadece fotoğrafla anlatabilinecek bir yer. Bu tapınağın altında bir kutsama yeri var. 20 k ya sizi vaftiz eder gibi üzerinize su dökerek bir iki dua okur gibi yaparak ve alnınıza üç parça pirinç tanesi yapıştırıp, birde kulak arkası çiçek koyup gönderiyorlar. Kutsanıyorsunuz yani deniz suyuyla.

Bizim ziyaret ettiğimşz diğer bir tanesi, ismi zor. Google amcaya soram şimdi. Tampangsiring, holly spring water temple.  Burada hi,ndu dinine ait olduğunuzu hissedebilirsiniz. Vallahi ben onu hissedip Allaha dua ettimJ şimdi şöyle, zamanında bir kral şehri zehirlemek için bir şeyler yapmış, zehirlemiş. Sonra tanrılar tarafından bu su gelmiş, bu suyla yıkananlar kurtulmuş gibi bir tarihi var. Tam böyle de olmayabilir. Burada bir havuz var, urfadaki balıklı göl gibi hahahah.o havuza su gelen 10 tane felan çeşme var.  Bu çeşmelerin üzerine süs gibi tanrıları taşlatırıp heykel yapmışlar. Her tanrının yani her çeşmenin simgelediği şey başka. Ona göre dua ediyorsun. Yani bir çeşmeye gidip sağlık bir çeşmeye gidip mutluluk bir çeşmede mal mülk isteyebiliyorsun ve bu çeşmeden su akarken yıkanıp dua ediyorsun. Orda rehberler var. Tamamen bahşiş üzerine çalışıyorlar, onlardan hikayeyi dinşleyebilirsin. Sadece buraya normal mayoyla girilemiyor, onların bir yeşil giysisi var 10 k ya, giyip o çeşmelerde yıkanıyorsun. Ayaklarında balıklar. Biraz tedirgin, biraz da değişik. orda Hinduların inandığı şeylerde Allah a dua etmek. Neyse herkes istediğini yapsın. Ben her çeşmede Allah a dua ettim dileklerimle. Yapılması gerkli mi? Bence kesin, orda olduğunuzu hissed,yorsunuz çünkü.

Pirinç tarlaları; şükretmek için başla bir neden. Böyle güzel doğa, böyle güzel yeşiilllik. Böyle bir yer olur mu diye kendi kendine sürekli soruyorsun burada. Burası da detay veriemeyecek sadece izlenmesi ve görülmesi gerek bir yer. Yukjarıdaki kafe ve restoranlarda bir şeyler içip, terast otoırp bu manzanın tadını çıkarabilirsiniz. Teras terasa..

Dolphın lerle yüzme

Bizim vaktimiz olmadı, biraz da pahalı geldi ama yapacak olursanız mutlaka deniz demi havuz damı diye sorun.  Denizdeki dolphiblerle yüzmek için iki kişi 160 dolar vermeniz gerekiyor. Firma aynı. O yüzden pazarlık yok gibi. Yapmadığımız için pek bir şey söyleyemeyeceğim.

ADA TURU

Şu şekilde bir ada turu var. Adanın ismi LEMBOGAND

Bu adada şinorkel , water boat,  banana turu var. Birde öğle yemeği dahil. İki kjişi 100 dolar ödüyorsunuz.  Sabah otelden alınıp,  önce speed boatlarla ayrılacağınız limana transferleriniz sağlanıyor. Ardından hızlı vapura binip 45 dakika gibi  bir sürede adaya ulaşıyorsunuz. Burada 6 şar kişilik gruplar oluşturuluyor ve sizi bir safari aracına yönlendiriyorlar. Bu araç hemen oın dakika uzaklıkta bir sahil lokantasına götürüyor. O5-6 masalı bir yer. Öyle büyük bir yer değil. Biz oraya ulaştığımızdan hoş geldin içeceklerimizi yudumladık. Sonra çekilmiş olan suyun gelmesini bekledik. Bu esnada şınorkel için ekipmanları denedik, kendimize uyanı aldık. 1 saat olmadan su geri geldi, bu okyanusların gel gitleri meşhur biliyorsunuz. Su gelince ufacık bir tekneyle açıldık. Zaten etrafta irili ufaklı bir sürü tekneyle gelen turistlerde aynı amaç için oradalardı. Uygun bir yerde park etti. Bizde şınorkele baişladık. En son kaş ta yapmıştık daha önce de phukette. Ama burası hepsine bin basardı. Binlerce renkli balık görebildik. Hatta aramamıza gerek kalmadı. Suya daldığımızda oradalardı. 1 saat kadar bununla uğraştık ama zaman öyle hızlı geçiyor ki denizin altında, bize çok kıska gibi geldi. Sonra ben çıktım yorulunca, balıklara yaptığım sanviçten verdim. Suyun yakınında hiç balık yokken, birden yüz tanesi ufacık bir ekmek parçası için suyun üzerine geliyorlar. O sıra aklıma geçen sene tekneyle açıldığımızda Tahir kaptanın yemek artıklarını suya attığı, hatta deterjansız bulaşık yıkama yönteminin suya daldırıp çıkarma ne kadar mantıklı olduğunu bir kez daha görmüş oldum.  Bir turda banan turu yaptık. Onu anlatmama gerek yok, bildiğiniz gibi. Ama bizim ekipte bir adam vardı, Uzakdoğulu new yorkta yaşıyorlarmış, eşiyle beraber 1 haftalığına pre honeymoon için gelmişler, gfotoğraaf çekinmişler.. Bu bananada düştüğünde tir tir titriyor. Böyle eşiyle yaşam savaşı verir gibiler di meğer iyi yüzme bilmiyormuş ve zaten çok korkuyormuş. Şimdi güleism geliyor gülemiyorum.  Dip dibeyiz. Ama çok tatlı ve komik insanlardı. Sonra küçük teknemizle biraz tur yaptık, burada ki, ağaçların meşhur olduğunu söyledi kaptanımız. Aslında ben aksanından mango ağacı diye anlamıştım sonra hiç mango göremeyince sordum. Meğer mangan root gibi bir ağaç türüymüş. Bu orman halk için çok öenmliymiş. Su yükseldiğinde köyü koruyormuş, tsunamiye karşı da depreme karşı da koruduğunu söyledi. Gerçekten kökleri çok zayıf gözükmesine rağmen çok kuvvetli olduğunu ispatlayan bir ağaç türüymüş. Bu geziyi tamamlayıp, o ilk ulaştığımız sahil lokantasında yemeğimizi yedik. Bir şeyler içtik. Ardından yellow bridge ve dream beach olmak üzere iki durakta durduk. Yellow bridge biraz daha fotoğraf çekinmelik bir yerdi, 15-20 dakika burada kaldık. Sonra dream beache gittik, rüya gibi, küçük bir koy. Koyun üstünde Alaçatı esnafını aratmayacak bir beach club vardı. Havuzu sonsuzluk havuzu , duş ve tuvalet sadece müşterilerine özel. Eğer bu havuzu kullanmak istiyorsanız, 50k ödemeniz gerekiyor. Bizde öyle yaptık, bir şeyler içip fotoğraf çekindik. Ama personeli için buranın iyi şeyler söyleyemeceğim. Hatta zafer trip advisora olumsuz düşüncelerini de yazdı döndüğümüzde. Kaba ve gereksiz insanlardı. Neyse, burada 1 saaat kadar kaldık, denize girdik yüzüdük. sonrasında bir yerde daha durup fotoğraf çekinip ilk 6 li gruplara ayrıldığımız yere geldik. Bıurda hızlı vapurla baliye. Ordan otelimize devam ettik. Ada turu için aman aman abartı bir tur diyemiyeceğim. Fakat sadece o balıkları görmek için bence gidilmeli!

YOGA

Bizim bulduğumuz yerde bize uygun zamanda başlangıç seviye yoktu, biz gidemedik o yüzden. Ama yakınlarınızda araştırın, varsa yerinde yoga yapın. Kesinlikle Bali bunun için en uygun yer.

Şimdi bu healerlar=iyileştiriciler. Kuta ve seminyakta biz bulamadık. Yine ismi healer geçen yerler vardı. Ama konuştuğumuzda bu yerlerde iyileştirici masajlar yapıldığını öğrendik. Aslında bir nevi fizik tedavi gibi. Vücudunuzda nerenin rahatsız olduğunu söylüyorsunuz, onlarda ona göre masaj yapıyorlar, tabii bu normal bali masajı gibi değil. Ben yaptırmadım ama konuştuğumuz kadarıyla biliyorum. İşte mesela bali masajı 1 saat 100k ise bu healer masajı  500k. Zafer boynum için yaptırmamı önerdi, ama benim istediğim healer bu değildi. Tabi migren için olsa iyi olurdu da.

Diğer benim baktığım healerlar, biyoenerji üzerine iş yapanlar. Vücudunuzda tıkalı çakraları bulup, onları açıp size yine bir enerji masajı yapıyorlar. Ubudda vaktimiz kısıtlı olup önceden de araştırmadığım için biz gidemedik. Gitmeden önce araştırılıp bulunması tavsiye edilir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *